Diriliş Ertuğrul mu Yoksa Muhteşem Yüzyıl mı?

2015-02-02 19:33:00

  Diziler hayatımızın bir parçası olmuş.Yediden yetmişe herkesin takip ettiği bir veya birkaç dizi vardır.Bu diziler,hayatın çeşitli yönlerini kurgulamaları bakımından bizlere rehberlik edebiliyorlar.Televizyon dünyası arz talep dengesine göre hareket eden bir oluşum.Kim ,neden hoşlanıyorsa isteklerine uygun diziyi izliyor.İzlerken diziler hakkında karşılaştırmalar da yapılabiliyor.Dizilerin artı ve eksileri ortaya konuluyor.Bazen diziler hayatımızın en önemli unsuru oluyor.Bir sonraki bölümde neler olacak?Bir hafta nasıl geçecek diye kendi kendimize kurgular yaparak geçiriyoruz.Diriliş Ertuğrul mu Yoksa  Muhteşem Yüzyıl mı? Muhteşem Yüzyıl, yayınlanmaya başladıktan kısa bir süre sonra eleştiri oklarını üzerine çekmeye başladı.Tarihçilerimiz,dizide yanlış ve eksikliklerin olduğunu her fırsatta beyan ettiler.Gruplar oluştu sevenler sevmeyenler diye.Diziler bir kurmacadır.Senaryo gereği bazı ufak tefek eklemeler olacaktır.Bir dizi tarihin su götürmez gerçeklerini harfiyen yerine getirirse bir tarih kitabından farkı kalmaz.Onca tarih kitabı tozlu raflarda okunmayı beklerken Muhteşem Yüzyıl dizisi milyonları tarih okumaya yöneltti.Benim de karşı çıktığım birçok durumun doğruluğunu öğrenmek için tarih kitaplarına koştum.Yapılan eleştiriler doğruydu kanımca .Koskoca imparatorluğu bir hareme sığdırmaya çalışılması ve entrikaların  diziyi yönetmesi benim kabul edeceğim bir durum değildir.Yalnız şunu da söylemek lazım tarih de eleştirilebilmeli.Bunu yaparken düşmanlık kılıcıyla değil düşüncenin güzelliğiyle yapılmalı.Her insanın hatası olabilir.Bunu kabul etmek gerekir.Bu diziyi fazla izlemedim;ama yorum yapacak kadar izledim.Geçmişimizi yanlış anlatması bakımından eleştirdim.Bu sayede birçok kitap okudum.Televizyon dünyasına kızdım.Sanal k... Devamı

Türk Futbolunun Yeni Dönemi: Passolig

2015-02-02 19:26:00

Passolig kart, seyircilerin maçları daha huzurlu izleyebilmeleri, takımların karaborsa bilet mağduru olmamaları, futbolda şiddetin azaltılması amacıyla çıkarılan elektronik çipli karttır. 14 Nisan 2014’te çıkarılan bir yasayla kağıt biletler yerini sanal karta bıraktı. Maçlara sadece PASSOLİG kartıyla girilmesi düzenlemesine geçildi. PASSOLİG kartınızı internetten ya da cep telefonunuzdan başvuru yaparak alabilirsiniz. Böyle bir uygulama gerekli miydi? Evet, gerekliydi. İnsanlar ailesini alıp maça götüremiyordu. Tribünlerde fanatik taraftarların arasında çocukların öğrenmediği küfür kalmıyordu. Örnek verecek olursak Hakan Bey ile Yeliz Hanım karar vermişler, çocukları Umut’u maça götürecekler. Biletlerini alıp o gün,  o saatte statta olurlar. Lakin ilk önce biletteki numaralarda başka birileri oturuyor. Rica ederler o kişilere. Kişiler: Ağabey, sinemaya değil maça geldiniz.”  der. Maç başlar başlamaz küfürler gelmeye başlar. Ardı arkası kesilmez küfürlerin. Umut, ikide bir : “Baba, bu ağabey ne dedi?” diye babasına soru sorar. Yeliz Hanım, utancından kafasını kaldıramaz. En sonunda maçın 25. dakikasında stadı terk etmek zorunda kalırlar. Onlar giderken yanlarındaki fanatik adam : “Durun ya! Daha karpuz kesecektik!”   demez mi?  Hakan Bey’in, adamın boğazına sarılmasını Yeliz Hanım engeller. Stadyumdan çıkarlar bir daha gelmemek üzere. Şimdi Hakan Bey yanlış mı yaptı? Hayır, doğrusunu yaptı. Siz de olsanız aynı hareketi yapardınız. İşte PASSOLİG kart uygulamasıyla herkes stadyuma giremeyecek. Girse dahi hemen tespit edilecek. Kartta kişilerin her türlü bilgisi mevcuttur. Maça girecek adam emniyet tarafından aranıyorsa dolayısıyla maça giremeyecek. Böylece stattaki k&... Devamı

4+4+4 Olmazsa 5+3+4 Oynarız!

2015-02-02 19:16:00

                            Futbol takımları sahaya belli bir oyun dizilişiyle çıkarlar. Bu tamamen oyun taktiği ile ilgilidir. Burada amaç kendi oyun taktiğini rakibine kabul ettirip takibinin oyun taktiğini uygulamasına izin vermemektir.         Buraya nereden geldik? Haber bültenlerinde ve sitelerinde “Eğitimde 5+3+4 Sistemi Geri Geliyor!”  manşetiyle verildi. Milli Eğitim Bakanlığı da bunun sinyallerini verdi. Geçen gün öğrencilerle oturduk, sohbet ediyoruz. Bir yandan konuşup bir yandan da çaylarımızı yudumluyoruz. Sohbetimizin konusu döndü dolaştı eğitim sistemimize geldi. Herkes görüşünü açıkladı. Yeni sistemin (4+4+4) artı ve eksilerini konuştuk. Çocuklar eski sistem (5+3+4) geri geliyormuş, dedim. Öğrencimiz hemen espriyi patlattı. Olsun hocam, biz 4+4+4 de oynarız 5+3+4 de oynarız. Epey gülüştük öğrencimizin nükteli esprisine. Demek ki sistemlere hemen alışıyoruz. Beğenmezsek de hemen değiştiriyoruz. Eğitim sistemi üç, beş yıllık olmamalı. Daha uzun süre devam edecek bir sistemi hedeflemeliyiz. Öğretmen odasında öğretmenlerimiz kendilerine siz hangi sistemin öğrencileriydiniz gibi espriler de bulunuyorlar. İlk önce eğitim siyaset üstü bir konuma getirilmeli. Siyasi ideolojilerin tarlası olmamalı. Hiçbir siyasi görüşünün yapboz tahtası olarak görülmemeli. Bir araba fabrikasını düşünün. Ne değişirse değişsin, değişmeyen arabanın motor aksamlarıdır. Onlar da teknolojik gelişmeler neticesinde yenileniyor; lakin sistem tek: “En iyi araba, motoru en iyi çalışan arabadır.”İşte böyle araba üretmektir. Böyle yaparak eğitim sistemini yeniden yapılandırabiliriz. Vakit çok geçmedi. Türkiy... Devamı